Anasayfa | İhale İlanları | İLETİSİM | Önemli Telefonlar | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | Halkın Sesi |Nöbetci Eczaneler| Tv & Radyo

Takvim

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Yılan Hikayesine Dönen Datça Devlet Hastanesini KİM YAPSIN?



Tüm Anketler

Döviz

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.4994 1.5066
  Euro 1.9241 1.9334

Günlük falınızı Okuyun

MADEN KAZALARI KADER DEĞİLDİR

Okunma  Yazar : Cengiz Karaköse
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 53
Tarih  Tarih : 26 Temmuz 2010 15:48

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Jeoloji eğitimi aldığım yıllarda hocalarımız, taşkömürünün nasıl çıkartıldığını görmemiz için Zonguldak havzasına bir gezi düzenlemişti. Bu gezide Asma ocağının domuz adı verilen girişlerinden birinden yer altına girerek, Dilaver ocağının ana girişinden yeryüzüne çıkmıştık. Bu çok önemli yer altı yolculuğunu, daha okul yıllarında bize yaşatmışlardı. Yeraltı yolculuğumuz sırasında kömürün çıkartılmasından, toplanmasına kadar geçen her aşamayı, kafamızı koruyan sert şapkanın (kask) üzerindeki soluk ışığın yardımıyla göstermişlerdi. Türkiye Taşkömürü Kurumu Müdürlüğü bu yolculuğa başlamadan önce, yeraltı yolculuğuna katılacak herkesten gönüllü olduğumuzu ve doğacak kazalardan kurumu sorumlu tutmayacağımızı belirten bir yazıyı bize imzalatmıştı.

Dolayısıyla kömür ocaklarının o çok zor çalışma koşullarını bizlere ilk elden yaşatmışlardı. Böylece yeraltında çalışan madencilerin aldığı ücretin emeklerinin karşılığı olmadığını anlamış, yer altında çalışanların daha yüksek ücretle çalıştırılması gerektiğini öğrenmiş ve yer altında yapılan işin ne kadar riskli olduğunu tüm öğrenciler kabullenmişti. O günlerde Zonguldak'ta yeraltında çalışan bir madenciye karşılık, yukarıda yani yeryüzünde 4 işçinin bulunması bizi oldukça şaşırtmıştı. Diğer bir gariplik de yeraltında çalışan işçiyle, yukarda çalışan işçi arasında fazla bir ücret farkının bulunmaması idi! Bu durum, bugün de fazla değişmedi sanıyorum… Çünkü o zaman da adamını bulan, kazma vurmaktan kurtulup yüzeye kaçıyordu…

Gelelim maden kazalarının önlenip önlenemeyeceğine. Bu kazaların yüzde doksanı önlenebilir kazalardır. Geçenlerde Zonguldak'ta yerin 540 metre altında meydana gelen patlamada 30 madencimiz hayatını kaybetti. Zonguldak ve Türkiye'deki diğer kömür ocaklarında yaşanan ölümler  sayın Başbakanın söylediği gibi, kadere yani alın yazısına bağlı ölümler değildir. Daha çok ihmallerin ve eksik donanımın yarattığı ölümlerdir… Yapılan işin risk değeri oldukça yüksektir. Fakat önleyici tedbirlerle bu risk, oldukça düşürülebilmektedir.

Bu durum sadece maden kazaları için değil, diğer yüksek riskli iş kollarında yaşanan kazalar için de geçerlidir. Deprem için durum aynı, Tuzla Tersanesi içinde durum aynıdır. Genelde insanlar denetim yokluğundan ölmektedir. Bu tür ölümlerin hiçbiri kader yada alın yazısı değildir. Yüksek riskli iş yerlerinde her zaman kaza olacaktır. Burada asıl önemli olan hükümetlerin görevi olup, iş kazalarını en aza indirecek önlemleri almak yada sağlamaktır. Yoksa bütün bu ölümlerin nedenini, sadece alın yazısına bağlamak yanlış olur.

Günümüzde Hükümetler kömür çıkartılmasını giderek taşeron firmalara devrederken, ocaklardaki çabuk tutuşan ve patlayan gaz (grizu) yoğunlaşmalarını önceden haber veren aletlerin kullanılması şart koşulmalı ve sıkça denetlemelidir.. Bu aletler artık sesle uyarı yapacak şekilde üretilmektedir. Osmanlı'nın kömür ocaklarını işlettiği günlerde olduğu gibi, galerilere artık kafes içinde kuş indirilmiyor!

Benim ve sanırım herkesin merak ettiği, üzerinden aylar geçmiş olmasına karşılık ocaklardaki iyileştirmelerin, çağa uygun işletme yöntemlerinin ve yeni teknolojilerin hayata geçirilmesi, denetimlerin artırılması, bu işçilerinin ücretlerinin artırılması gibi konularda hükümetlerin ne zaman gayret göstereceğidir.  

Bursa ve Zonguldak'taki kömür ocağı kazalarından sonra, tüm maden ocaklarının yeniden gözden geçirileceği ve denetimlerin sıkılaştırılacağı Bakanlık yetkililerce sıkça söylenmişti. Dün yine televizyonlar Keşan'da eksikleri bulunan ve kömür çıkarma izni durdurulmuş bir ocakta üç madencimizi daha kaybettiğimizi duyurdu. Yüzü gözü kömür karasıyla simsiyah olmuş, korkudan gözleri büyümüş kömür işçilerini yine gösterdiler.

Bu yıl yaşanan 32 kazada, hayatını kaybeden işçi sayısı 77 olmuş…Hâlâ değişen bir şey yok… Bu kadar güzel bir dünya yukarıda dururken, yerin tam beş yüz metre altında sermayenin görevlendirdiği emekçiler geçimlerini sağlamak için, toprak ile kömürün arasında bir yerlerde sıkışıp kaldılar. Ölümü görmesinler diye kadınlar çocuklarını getirmemişler.  Fakat hepside ortalıkta ağlıyor. Kurtulan işçilerin korkudan büyümüş gözleri ise dolu dolu, ağlamaktan utanıyorlar…
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Yalçin Uysal Yalçin Uysal
30 Agustos...12 Eylül
OKUR MEKTUBU OKUR MEKTUBU
Gülkadin Kocadurmus BASAK BUGDAYLARI
Cengiz Karaköse Cengiz Karaköse
Sel ya da Heyelan Kader mi?
Fevzi Avan Fevzi Avan
Ya Istiklal, Ya Ölüm...
Ilknur SOYSAL Ilknur SOYSAL
ÖZLEM DUYANLARA:::
Hasan KAYA Hasan KAYA
D Ü S M E K . . .
Osman Ilhan Osman Ilhan
VATANIN KURTULUSU
Gülgün AYRAL Gülgün AYRAL
AK KOYUN... KARA KOYUN...
Kazim Yilmaz Kazim Yilmaz
ÇIKARLAR...
Aylin AYDIN Aylin AYDIN
Günlük degil, ömürlük sevgi
Ahmet SENGEÇ Ahmet SENGEÇ
FARKLI MESLEKLERIN EGITIMI
Orhan Keskinsoy Orhan Keskinsoy
GARANTI BELGESI-1
Arif Mazmanoglu Arif Mazmanoglu
Kamuoyuna Açiklama
Burhan BÜYÜKBAY Burhan BÜYÜKBAY
Önce Gün hastanesi dediler ve sonrasi
Suna Güler Suna Güler
BIZE YAKISMADI
M. Emine Azboz M. Emine Azboz
Datça Edebiyat Günleri

Datça Ekspres Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Hiçbir İçerik Kopyalanamaz, Kaynak Gösterilmeden Yayımlanamaz.