Anasayfa | İhale İlanları | İLETİSİM | Önemli Telefonlar | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | Halkın Sesi |Nöbetci Eczaneler| Tv & Radyo

Takvim

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Yılan Hikayesine Dönen Datça Devlet Hastanesini KİM YAPSIN?



Tüm Anketler

Döviz

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.4994 1.5066
  Euro 1.9241 1.9334

Günlük falınızı Okuyun

YOK, DEVE?..

Okunma  Yazar : Yalçın Uysal
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 50
Tarih  Tarih : 26 Temmuz 2010 15:04

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Her siyasal parti, nasıl bir toplum düzeni kurmak istediğini programında belirler. İktidara gelirse, programında öngördüğü toplum düzenini, halkın yaşamına geçirmeye çalışır. Bu uygulamayı da yasal kurumlar aracılığıyla yapar. İşte bu kurumların tümü Devlet’i oluşturur.

Devlet genel bir kavramdır; tıpkı içi boş bir çuval gibi. Kurumların ne iş yaptıkları bilinmeden, devletin ne menem bir devlet olduğu anlaşılmaz.

Nasıl ki boş bir çuvala, içine doldurduğun nesne bir sıfat kazandırıyorsa; örneğin içini altınla doldurursan, altın çuvalı; mokla doldurursan mok çuvalı oluyorsa; devletin de ne menem bir devlet olduğunu da devleti oluşturan kurumların içeriği belirler.

İnsanlık, belirgin olarak dört tip devlet görmüştür: Bunlar köleci, feodal, kapitalist ve sosyalist devlet biçimleridir. Bunlara, günümüzde, yeryüzünde ne yapacaklarını bilmediklerinden onu bunu taklit ederek yarattıkları bir ucubeyi, deve tipi devleti de ekleyebiliriz.

Deve tipi devlet, doğru yanını bulmanın mucizeye eşit olduğu bir devlet biçimidir…

Hani deveye , “Boynun neden eğri?” diye sormuşlar da, o da bu soruyu soran gerzek salaklara, “Benim nerem doğru ki ?” diye sorarak bir yanıt vermiş ya; işte, deve tipi devlet böylesine bir eğrilikler bütünüdür…

Deve devlette, iktidara gelen siyasal partilerin hemen hemen bütün bakanları, iktidara geldikleri günden başlayarak, yönettikleri devlet kurumunu yerin dibine batırırlar: Sağlık Bakanı, sağlık örgütüne; Tarım Bakanı, tarım örgütüne, ver yansın eder, demediğini bırakmaz! Dillerinden düşürmedikleri en gözde sözcük de “Enkaz “ dır.

Enkazın sözlük anlamı: “Yıkıntı, döküntü, çöküntü”dür. Yani enkaz, işe yarar yeri kalmamış bir harabedir.

Ve iktidara gelen her siyasal parti Genel Başkanı’nın, suçu kendinden önceki iktidarlara yıkmak için gevelediği laf da, iki sözcüklük bir tümcedir:

“Enkaz devraldık...”

Con Ahmet’in “devri daim” makinesi gibi, her iktidara gelen, kendinden önceki iktidardan enkaz devraldığına göre, bu deve devlet biçimi, sağaltımı olanaksız eğriliklerden oluşmuş bir bütün demektir.

Baştan alalım.

Deveye derler:

“ Boynun eğri. “

Deve ne der ?

“ Hastir ulan! ” demez de, “benim nerem doğru ?“ der.

Biz hala anlamayız. Yamru yumru devenin bangır bangır bağırtısını duya duya; açık seçik olarak sergilediği rezaleti göre göre; hala konuşur, ahkâm keseriz. Çünkü, deve tipi devlette, siyasetçi olmanın raconu, konuşmuş olmak için haybeden çene çalıp halkı uyutmaktan ibarettir…

Laf ola, torba dola hesabı, lâflarız:

“ Bu devenin her bir yanı eğri eğri olmasına da... yukarıda Allah var, hakkını da yemeyelim. Baksana, hörgücü en azından tam küresel eğri değil, bir ufak elipsimsi eğrimsi…”

Memlekette yalaka mı yok? Bu laf salatasını doğrulama hemen gelir ve arkasından çok bilmişliğin cevahiri yumurtlanır:

“ Atana rahmet, dediğin doğru da.. ya hörgüç?.. Evet hörgüç, senin dediğin gibi küreselimsi eğrimsi ama, dikkatlice bakarsan biraz da yamuğumsu gibi geliyor bana...”

 

Peki, olup biteni seyreden deve, bu işe ne der?

Bişiycik demez.. ama, “Araba beygiri çekti mi, eşek bile farkeder!..” diye acı acı düşünerek teselli bulur...

 

DEMOKRATİKLEŞME ÇORBASINA RUH KATMAK…

 

Şeytan kulağına kurşun! Başbakan bugünlerde mülayimleşti; eskisi gibi esip savurmuyor… Muhalefete kapıları açtı. “Çözüm önerilerinizi getirin” diyor..

Anımsayanınız var mı bilemem ama, Sayın Hüsamettin Cindoruk, milletvekili olduğu zamanlarda doğru bir laf etmiş, milletvekillerine konumlarını hatırlatmış, “Millet bizim işverenimizdir” demişti…

Düşündüm de, açılarak-saçılarak; anayasayı falan değiştirerek çoğunlukçu demokrasimizi(!) berkitiyoruz ya… Ben de bu demokrasi çorbasında milletin de tuzu olsun istedim…

Demokrasilerin olmazsa olmazlarından biri de, çalışanların grev hakkıdır!.. Sayın Cindoruk’un tanımıyla, patronu olduğumuz vekillerimizin her bi hakları var da, niye grev hakları yok?!.

Ben, Sayın Cindoruk’un tanımıyla. işvereni olduğum vekillerime bir demokrasi kıyağı olarak grev  hakkı verilmesini öneriyorum…

Lokavtsız grev hakkı olmadığına göre?..

Milletvekillerine grev, millete de lokavt hakkı verilsin; olsun bitsin vesselam...


Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Yalçin Uysal Yalçin Uysal
30 Agustos...12 Eylül
OKUR MEKTUBU OKUR MEKTUBU
Gülkadin Kocadurmus BASAK BUGDAYLARI
Cengiz Karaköse Cengiz Karaköse
Sel ya da Heyelan Kader mi?
Fevzi Avan Fevzi Avan
Ya Istiklal, Ya Ölüm...
Ilknur SOYSAL Ilknur SOYSAL
ÖZLEM DUYANLARA:::
Hasan KAYA Hasan KAYA
D Ü S M E K . . .
Osman Ilhan Osman Ilhan
VATANIN KURTULUSU
Gülgün AYRAL Gülgün AYRAL
AK KOYUN... KARA KOYUN...
Kazim Yilmaz Kazim Yilmaz
ÇIKARLAR...
Aylin AYDIN Aylin AYDIN
Günlük degil, ömürlük sevgi
Ahmet SENGEÇ Ahmet SENGEÇ
FARKLI MESLEKLERIN EGITIMI
Orhan Keskinsoy Orhan Keskinsoy
GARANTI BELGESI-1
Arif Mazmanoglu Arif Mazmanoglu
Kamuoyuna Açiklama
Burhan BÜYÜKBAY Burhan BÜYÜKBAY
Önce Gün hastanesi dediler ve sonrasi
Suna Güler Suna Güler
BIZE YAKISMADI
M. Emine Azboz M. Emine Azboz
Datça Edebiyat Günleri

Datça Ekspres Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Hiçbir İçerik Kopyalanamaz, Kaynak Gösterilmeden Yayımlanamaz.