Anasayfa | İhale İlanları | İLETİSİM | Önemli Telefonlar | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | Halkın Sesi |Nöbetci Eczaneler| Tv & Radyo

Takvim

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Yılan Hikayesine Dönen Datça Devlet Hastanesini KİM YAPSIN?



Tüm Anketler

Döviz

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.4994 1.5066
  Euro 1.9241 1.9334

Günlük falınızı Okuyun

TOPRAK REFORMU...

Okunma  Yazar : Hasan KAYA
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 345
Tarih  Tarih : 23 Mart 2010 18:31

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

    Toprak reformu söylemi, aslında yanlıştır. Torak devrimi demektir doğrusu. Reform, bozulanı düzeltmek, aslına döndürmek anlamına gelir. Ancak biz, devrim sözcüğünden, dudaklarımız uçuklarcasına korktuğumuz için, reform gibi, inkılâp gibi sözcüklere sığınarak, devrim mikrobundan kendimizi korumaya çalışıyoruz!

    İsterseniz işin özünden kopmayalım. Dil biçimselliğini bir yana bırakalım. Anadolu devriminin mimarı, toprak reformu için, “Bir defa, herşeyden önce, ülkede topraksız çiftçi bırakılmamalıdır” diyor.
    Dikkat edilmelidir. Yalnızca toprak reformunun gereğini ifade etmekle yetinmiyor, her şeyden önce diyor. Zaman geçirmeden, hemen, acilen, öncelikle demek istiyor.

    Sanırım, onun bu tutkulu isteğine verdiğimiz önemi göstermek ve de hatırcığını kırmamak için, 1921 ve 1923'te ortaya çıkan kısa metinlerin dışında, bütün anayasalarımıza, toprak reformunun gereğini yazmışız. Bu işin, devletin görevi olduğunu da belitmişiz.

    Yazmışız da ne olmuş peki?

    Hiçbir şey olmamış. Sararan solan sayfalar arasında kalakalmış. Unutulmuş gitmiş. Toprak ağalarının egemenliği sürmüş, marabaların toprak köleliği sürmüş, Atatürkçülerin uykusu sürmüş.

    Yalnız, 1970'li yıllarda Ecevit adlı bir adam çıkmış. Cumhuriyet Halk Partisinin genel başkanıymış. Cesaretle feodal yapının karşısına dikilmiş. “Toprak reformu yapacağım” demiş. Daha da ileri gitmiş “Toprak işleyenin su kullananın” demiş. Orada da durmamış, “Nasıl yapacaksın” diyenlere, “Zenginden alıp, fakire vereceğim” deyivermiş.

    Düzenin sahibi cüdamcıklar, hemen toplanmışlar, “Aman” demişler, “Bu adam deli galiba. Eski köye yeni adet getirecek. Koruyalım kendimizi bu deli komünistten. İşin gereğini yapalım”

    İşin gereğini yapmışlar. Bir ayın içinde ülkedeki bütün varları yok etmişler. Cumhuriyet'in devrimci hükümetini silindir gibi ezip geçmişler. Toprak reformcusu Ecevit'i hain ilan etmişler. Cumhuriyetin ilk sivil darbesi bu.

    O günden beri çıt yok.

    “Toprak Allah'ındır, sahibi yok” derler. Peki ama, sahibi olmayan bu topraklara, sevgili toprak ağalarımız nasıl sahip olmuşta, marabalar, anadan üryan, bir kenarda kalakalmışlar. Ağalar toprakları Allah'tan mı satın almışlar, yoksa Allah mı onlara bağışlamış. Bu soruyu sormak hakkımızdır sanırım. Herhalde sorunun yanıtı da vardır.

    Eskiden böyle soruları soranlara kominist derlerdi. Hudut boylarında vurup öldürürlerdi. Arabalarına bomba koyup bedenlerini bin parçaya ayırırlardı. Sinop kalesine konuk ederlerdi.

    Ayağındaki prangalardan, bileklerindeki Amerikan kelepçelerden, yada Filistin askılarından kendilerini kurtarabilenler olursa, yabancı diyarlara kaçarlar, oralarda vatan hasreti içinde ölüp giderlerdi.

    Şimdi devir değişti. Devran değişti. Egemenlerin tekerine taş koyanlara, kominist değil, Kemalist diyorlar.

    Gelin şimdi, zamanın dışına çıkalım. 2200 yıl öncenin Roma'sına dönelim.

     Tiberius ve Gkarhus, İsa'dan önce, Roma'da yaşamış iki kardeş. Yoksul köylülere toprak sağlamak için, bir toprak reformu yasası hazırlayıp meclise sunuyorlar. Halk meclisi tasarıyı benimsiyor, egemenlerin meclisi öfkeden çılgına dönüyor. Tiberius'u öldürüyorlar, Gkarhus intihara zorlanıyor.

    Önce önümüzü ilikleyip şehitlerimizi selamlayalım. Sonra da birkaç saniye düşünelim. Şekillerin ve yöntemlerin, tepeden tırnağa değiştiği, teknolojinin yeryüzünü alt üst ettiği bir dünyada, dünya nimetlerinin, ve özellikle de sahipsiz denen toprakların paylaşımı konusunda en küçük bir değişme olmuş mu?

    Renkler değişmiş, biçimler değişmiş, yöntemler değişmiş, bütün bu değişmeler aynı sonucu doğurmuş. Sular hep zenginlere doğru akmış.

    Toprak köleleri yine köle. Ağalar yine ağa. Emek, yine yerlerde sürünüyor. Proleterya aç ve çıplak.

    Umudumuzu kesmeyelim.

     Tiberius ve Gkarhus'lar belki bir gün çıkar gelir.

    Bekleyelim  …
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Yalçin Uysal Yalçin Uysal
30 Agustos...12 Eylül
OKUR MEKTUBU OKUR MEKTUBU
Gülkadin Kocadurmus BASAK BUGDAYLARI
Cengiz Karaköse Cengiz Karaköse
Sel ya da Heyelan Kader mi?
Fevzi Avan Fevzi Avan
Ya Istiklal, Ya Ölüm...
Ilknur SOYSAL Ilknur SOYSAL
ÖZLEM DUYANLARA:::
Hasan KAYA Hasan KAYA
D Ü S M E K . . .
Osman Ilhan Osman Ilhan
VATANIN KURTULUSU
Gülgün AYRAL Gülgün AYRAL
AK KOYUN... KARA KOYUN...
Kazim Yilmaz Kazim Yilmaz
ÇIKARLAR...
Aylin AYDIN Aylin AYDIN
Günlük degil, ömürlük sevgi
Ahmet SENGEÇ Ahmet SENGEÇ
FARKLI MESLEKLERIN EGITIMI
Orhan Keskinsoy Orhan Keskinsoy
GARANTI BELGESI-1
Arif Mazmanoglu Arif Mazmanoglu
Kamuoyuna Açiklama
Burhan BÜYÜKBAY Burhan BÜYÜKBAY
Önce Gün hastanesi dediler ve sonrasi
Suna Güler Suna Güler
BIZE YAKISMADI
M. Emine Azboz M. Emine Azboz
Datça Edebiyat Günleri

Datça Ekspres Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Hiçbir İçerik Kopyalanamaz, Kaynak Gösterilmeden Yayımlanamaz.