Anasayfa | İhale İlanları | İLETİSİM | Önemli Telefonlar | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | Halkın Sesi |Nöbetci Eczaneler| Tv & Radyo

Takvim

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Yılan Hikayesine Dönen Datça Devlet Hastanesini KİM YAPSIN?



Tüm Anketler

Döviz

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.5033 1.5106
  Euro 1.9179 1.9272

Günlük falınızı Okuyun

DEPREM ve SİSMOGRAF

Okunma  Yazar : Cengiz Karaköse
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 247
Tarih  Tarih : 08 Mart 2010 13:39

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

    Binlerce insanın ölümüne neden olan depremler, Haiti'den sonra Şili'yi de vurdu. Büyüklüğü 8,8 olarak açıklanan depremin, Haiti'nin 7,0 büyüklüğündeki depreminden yaklaşık 500 kat daha fazla enerjiyi açığa çıkardığı söyleniyor.

    Dünyanın çeşitli yerlerinde her gün binlerce deprem oluyor. Bunların hepsi de Haiti ve Şili'deki gibi büyük deprem olmuyor. Daha doğrusu, dünyanın pek çok yerinde yüzlerce küçük deprem oluyor. Biz bunların hepsini hissetmiyoruz. Hissedilen küçük depremler ise, bazen olacak büyük depremlerin habercisi olabiliyor. Bu nedenle yerkürenin dört bir yanına yerleştirilmiş binlerce “sismograf“, depremlerle ilgili sürekli kayıt tutuyor. İşte bugün deprem kayıtlarını tutan sismografların, nasıl çalıştığını ve de geçmişini size anlatmaya çalışacağım.

    Günümüzde sismograflardan elde edilen bilgiler sayesinde depremlerin büyüklüğünü, yerini (merkez üssünü) ve saatini saptayabiliyoruz. Sismograflar bunu, deprem sırasında yeryüzünde meydana gelen konum değişikliklerini kaydederek sağlıyor. Depremler, üzerinde durduğumuz yeryüzünü yukarı-aşağı, kuzey-güney, doğu-batı gibi farklı yönlere hareket ettirebiliyor. Bir sismograf ise farklı yönlere doğru gelişen bu hareketleri, üç ayrı düzenek sayesinde belirleyebiliyor.

    Sismografta sarkaca benzeyen üç düzenek, tek bir dayanaktan destek alır ve bunların ucunda da ağırlıklar bulunur. Bu üç ağırlıktan ikisi yatay, diğeriyse dikey hareketleri kaydetmeye yarar. Yatay hareketleri saptayanlar telle, dikey hareketi saptayan ise yayla, dayanağın merkezindeki taşıyıcıya bağlıdır. Ağırlıkların, dayanağın merkezine bu şekilde bağlı olması, sarsıntı sırasında hareketsiz kalmalarını sağlar. Bir depremde kayıt silindiri sarsıntının etkisiyle hareket ederken, düzeneklere bağlı kayıt kalemi de yer hareketlerini silindir üzerindeki kâğıda kaydeder. Bu kayıtlar sonrasında elde edilen grafiğe ise “sismogram” adı verilir.

    Günümüz gözlem evlerinde anlattığım gibi çalışan, ama sarsıntıları elektronik olarak kaydeden, bilgileri anında merkeze aktaran çok daha gelişmiş sismograflar kullanılmaktadır. Geçmişte küçük büyük yüzlerce deprem sismografla kaydedilirken, farklı ölçekler temel alındığından, doğru yorum yapılamadığını fark eden Charles Francis Richter, “bütün istasyonların aynı ölçümü yapmasını sağlayacak bir ölçek bulursak, depremleri izlerken tüm dünyanın aynı dili konuşmasını da sağlarız” diyerek yola çıkmış, sonuçta büyüklüğe dayalı bir ölçek bulmuştur. Richter'in bilgi bütünlüğü sağlayan bu logaritmik ölçeği, günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır.

    Bilinen ilk sismograf, 2. yüzyılda Çin bilim adamı Chang Heng tarafından yapmıştır. Bu sismograf çok değişik ve ilginç olduğundan, size ayrıntılı olarak anlatmaya çalışacağım. Söz konusu alet topraktan yapılmış orta boy bir çömleğin geniş kısmına yapıştırılmış, ağızlarında küçük bir top bulunan sekiz ejderha başından oluşmaktadır. Ayrıca her ejderha başının altında, ağzı açık olarak duran kurbağa heykelleri bulunuyormuş. Bir deprem olduğunda, ejderhaların ağzındaki toplardan biri ya da birkaçı kurbağaların ağzına düşüyormuş. İşte böylece düşen top sayısına göre, depremin yeri ve şiddeti hakkında bilgi sağlanıyormuş…

    Deprem üzerine yapılan bilimsel çalışmaların tarihi ise çok eski değil. Bu nedenle 18. yüzyıla kadar oluşan çok az deprem kayıtlara geçmiş. Ayrıca depremlerin gerçek sebebi de fazla anlaşılamamış. Pek çok kimse, depremlerin insanlar için bir ceza olduğuna ve tanrının asi kullarını bu yolla cezalandırdığına inanmış. Sözgelimi 16. yüzyılda bir İtalyan bilgin depremden korunmak için, bütün binaların duvarına Merkür ve Satürn heykelleri konulmasını önermiş.

    O dönemde depremlerin sebebini tuhaf ve hayali sonuçlara da bağlıyorlarmış. Örneğin, yerin altındaki mağaralarda bulunan havanın dışarı püskürmesi depremleri meydana getirirmiş. Ya da öküz başını salladığı zaman, boynuzların arasında duran dünyanın titremesiyle deprem meydana gelirmiş!
    Anadolu'daki depremlere gelince, Milattan Sonra 11 yılına kadar inen tarihsel kayıtlar bulunmaktadır. Bu kayıtlar incelendiğinde, son 2 bin yılda çok sayıda şiddetli yani yıkıcı deprem olduğu anlaşılır. Örneğin, bu kayıtlara göre Tokat/Niksar'da en az 14 tane yıkıcı deprem olmuştur. Erzincan dolayında meydana gelen 23 yıkıcı depremin beşinde ise Erzincan yerle bir olmuştur. 

      Bizim Gölcük depremine gelince, Şili depreminin yanında oldukça küçük kalıyor. Şili'de meydana gelen deprem, son 100 yılın beşinci büyük depremi olarak kabul ediliyor. Türkiye'deki faylar ise, Şili'deki gibi büyük bir enerji depolayan uzunlukta değiller. Bu nedenle Şili'deki gibi bir depremin, bizde yaşanması pek mümkün değil. Ama Marmara'da, yine de 7'nin üzerinde büyüklükte deprem bekleniyor tabii…
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Yalçin Uysal Yalçin Uysal
30 Agustos...12 Eylül
OKUR MEKTUBU OKUR MEKTUBU
Gülkadin Kocadurmus BASAK BUGDAYLARI
Cengiz Karaköse Cengiz Karaköse
Sel ya da Heyelan Kader mi?
Fevzi Avan Fevzi Avan
Ya Istiklal, Ya Ölüm...
Ilknur SOYSAL Ilknur SOYSAL
ÖZLEM DUYANLARA:::
Hasan KAYA Hasan KAYA
D Ü S M E K . . .
Osman Ilhan Osman Ilhan
VATANIN KURTULUSU
Gülgün AYRAL Gülgün AYRAL
AK KOYUN... KARA KOYUN...
Kazim Yilmaz Kazim Yilmaz
ÇIKARLAR...
Aylin AYDIN Aylin AYDIN
Günlük degil, ömürlük sevgi
Ahmet SENGEÇ Ahmet SENGEÇ
FARKLI MESLEKLERIN EGITIMI
Orhan Keskinsoy Orhan Keskinsoy
GARANTI BELGESI-1
Arif Mazmanoglu Arif Mazmanoglu
Kamuoyuna Açiklama
Burhan BÜYÜKBAY Burhan BÜYÜKBAY
Önce Gün hastanesi dediler ve sonrasi
Suna Güler Suna Güler
BIZE YAKISMADI
M. Emine Azboz M. Emine Azboz
Datça Edebiyat Günleri

Datça Ekspres Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Hiçbir İçerik Kopyalanamaz, Kaynak Gösterilmeden Yayımlanamaz.